Aileler çocukları olumsuz, kendilerini rahatsız eden veya değiştirmek istedikleri bir davranış yaptıklarında, doğru buldukları ya da kendi ailelerinden gördükleri disiplin yöntemlerini uygulamaya çalışırlar. Bu yöntemlerden bazıları, “olumsuz yöntemler” diye adlandırılır bu yöntemlerin çocuklar üzerinde kalıcı zararlı etkileri vardır.
Anne babanın kendi aile değerleri ve çevrelerinden gördükleri, uygulanan yöntemleri belirleyebilmekte. Hatta toplumda kabul gören ve atasözlere geçen bazı tutum ve davranışlar da çocuk yetiştirme yöntemlerini belirleyebilmekte. Örneğin,“Dayak cennetten çıkmadır”, “Eti senin kemiği benim”, “Kızını dövmeyen dizini döver”, “Evde katı bir disiplin olması şart, yoksa insanın tepesine çıkarlar”, “Çocuk babadan korkmalı” “Dizginler ana babanın elinde olmalıdır” gibi. Bu geleneksel davranışlar toplumda da kabul gördüğü için, bazı anne babalar tarafından baskıcı yöntem olarak kullanılmaktadır.
Oysa ki baskıcı bir yöntemle çocuk yetiştirilen ortamlarda, çocuğa hiçbir özgürlük tanınmaz ve “katı bir düzen” uygulanır. Genelde bu düzende ceza ön plandadır ve kararlar yetişkin tarafından alınır. Nedeni açıklanmayan kurallara çocuğun uyması beklenir. Bu tip disiplin şekilleri çocuğa kızgınlık, karşı koyma, güvensizlik, suçluluk gibi olumsuz duygular yaşatabilir.
Olumsuz diğer bir yöntem de baskıcı yöntemin tam tersi aşırı hoşgörü yöntemidir. Bu yöntemin geçerli olduğu ortamlarda çocuğun yaptığı her şey hoşgörülür. Anne baba, çocuk ne isterse ve ne yaparsa kabul eder. Bu ortamlarda genelde evde sorun yok gibi gözükse de çocukların bitmek bilmeyen istekleri anne babanın dayanma sınırlarını zorlayabilir ve bu sonsuz hoşgörü ortamı sert cezaların uygulandığı bir ortama dönüşebilir. Bu durumda hem aşırı hoşgörü hem de sert cezalar birlikte kullanıldığı için çocuk tutarsızlık yaşar. Çocuk yaptıkları onaylanıyor mu yoksa onaylanmıyor mu anlayamaz. Örneğin, çocuk uzun bir müddet evde top oynmasına izin verilir daha sonra aynı şeyi yaptığında bunalan anne-baba ceza verebilir.
Dayak ve Fiziksel Cezalar
Vücudun el ayak veya diğer yerlerine vurmak, tartaklamak, kulak çekmek, bir fiske atmak, çimdiklemek dayak veya fiziksel cezalardır.
Dayak ve Fiziksel Cezaların Etkileri:
- Fiziksel olarak canı yanar.

- Çocuk en sevdiği, en değer verdiği kişiden dayak yediği için çok üzülür.
- Kendisine ve çevresine karşı güveni sarsılabilir.
- Her hatalı davranış karşısında dayak yiyebileceğini düşünen korkabilir, ürkek ve pısırık olabilir.
- Sorunlarını konuşarak halletmeyi bilmediği için bir problemle karşılaşınca o da şiddete başvurabilir, saldırgan olabilir.
- Kendinden küçük veya aciz kişilere aynı yöntemi kullanabilir.
- Yaptığı yanlış davranış karşılığında dayak yediğinde kendini ödeşmiş sayar ve kendinde yeniden o davranışı tekrarlamaya hak görür.
- Dayak yememek için yalan söyleyebilir.
Genelde fiziksel cezanın uygulandığı ortamlarda büyüyen çocuklar ileride sorumluluk duygusu gelişmemiş, iç denetimden yoksun, veya tam tersi başka birinin kontrolü altına kolaylıkla girebilen, her şeyi kabullenen yetişkinler olabilirler.
Duygusal Cezalar
Bazen çocuğun istenmeyen davranışları, dayak atmadan sözle hor görmek, sevgiyi esirgemek, azarlamak, korkutmak, tehdit etmek, alay etmek, küçümsemek, eleştirmek gibi kırıcı hareketlerle engellemeye, değiştirmeye çalışabilir. Bunlar çocuğun gelişimini olumsuz etkileyen duygusal cezalardır.
- Sözle hor görmek: Örneğin, “Haydi oradan aptal sen de!” veya “Geri zekalı mısın?”.
- Sevgiyi esirgemek: Örneğin, “Beni üzersen seni sevmem, başkasının annesi olurum”.
- Azarlamak: Örneğin, “Ne biçim çocuksun bıktım.”.
- Korkutmak: Örneğin, “Seni bırakıp giderim veya çingenelere veririm seni”,”Doktora götürür iğne yaptırırım.” .

- Tehdit etmek: Örneğin, “Akşama babana söylerim görürsün gününü.”, “Karnende kırık not olursa eve gelme.”.
- Alay etmek, küçümsemek: Örneğin, “Şişko sen de veya sen mi kazanacaksın güleyim bari.”, “Koca bebek.”.
- Eleştirmek, suçlamak: Örneğin, “Üstünü başını kirletmeden yemek yiyemezsin.”, “Senin dağınıklığın yüzünden misafirlere rezil oldum.”.
- Beddua etmek: Örneğin, “Allah cezanı versin.”, “Gözün çıksın.”, “Elin kırılsın.”
- Küsmek: Örneğin, “ Bir daha bana anne deme, konuşmuyorum.”.
- Aldırmaz davranmak: Örneğin, ”Ne halin varsa gör beni hiç ilgilendirmiyor.”.
- Emir vermek: Örneğin, “Akşam saat sekizde yatacaksın. Bu elbiseyle beyaz ayakkabı giyme. Yüksek sesle konuşma!”.
- Kıyaslamak: Örneğin, “Ablan gibi olamıyorsun bir türlü”, veya “Bak Orhan hiç annesini üzüyor mu?”.
Duygusal Cezaların Etkileri:
- Çocuklar sürekli bu gibi sözleri işittiklerinde “Ben hiç bir şey beceremiyorum.” düşüncesi ile kendilerine güvenleri sarsılabilir,
- Ailelerinin kendilerini sevmediğini sanabilir,
- Korkak, ürkek ve çekingen olabilirler, ya da tam tersi herşeye karşı çıkıp saldırgan olabilirler.
- Duygulara yönelik tehditler çocuğun tüm gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir. Örneğin “Annem beni terkeder.” düşüncesi yerleşmiş bir çocuğu birine bırakmak veya okul zamanı geldiğinde okula başlatmak problem olabilir.
- Sürekli eleştirilen çocuk her attığı adımda yanlış yapmaktan korkabilir.
- Yasaklara sorgulamadan boyun eğebilir.
|