Bağlanma, bebek ve anne ya da bebeğe bakan kişi arasında gelişen duygusal bağdır. Anne ile duygusal bağ kurma gereksinimi, yeni doğan bebeklerin yaşamlarını sürdürebilmeleri ve kendilerini güvende hissetmeleri için gereklidir. Bağlanma bebek ile annelerini birbirlerine yakınlaştırarak, bebeklerin tehlikelere karşı korunmalarını sağlar.
Bebek ve anne arasındaki bu bağlanma nasıl gerçekleşir? 50 yılı aşkın bir süreden beri uzmanlar bağlanmayı araştırmaktadırlar. Pek çok farklı teorik tartışma gerçekleştirilmiş ve farklı yaklaşımlar sunulmuştur.
Yaklaşımlardan birini Erick Erikson geliştirmiştir. Erikson’a göre, “güven” duygusunun kurulmasında bebeklerin doğumlarından bir yaşına kadar olan süre önemlidir. Bebek tüm ihtiyaçlarını tutarlı bir şekilde karşılayan kişiye bağlanır ve bu onda güven duygusunu geliştirir. Kendine bakan kişiye güvenen bebekler, iki yaşlarında yaşadıkları kısa ayrılıklardan etkilenmeyebilirler.
Diğer bir yaklaşım John Bowlby’in yaptığı araştırmaların sonucunda gelişmiştir. Bowlby’ nin geliştirdiği, “Bağlanma Teorisi” (1969), bağlanmanın genelde ilk iki sene içinde dört genel evrede geliştiğini açıklar:
-
Yaşamın ilk haftalarında (doğum-ilk 6 hafta) bebekler kendilerine bakan kişiyle yakın temas içerisindedirler, onlar bebeklerin yemek ve bakım gibi temel ihtiyaçlarını karşılarlar. Tanımadıkları bir kişi ile kaldıklarında üzüntü duymazlar, bu kişiyi kendilerine bakan kişiden ayırt edemezler.
-
(6 hafta-8 ay) Bebekler tanıdıklarına ve yabancılara farklı davranmaya başlarlar ve 6-7 aylıkken, tanımadıkları nesne ve insanlar ile karşılaştıklarında “tedbir” alırlar. Örneğin, bu durumlarda annelerine yakınlaşmaya çalışırlar.
-
(6-8 ay - 18-24 ay) Çocuklar anneleri veya ona bakan kişiler odadan çıktığında “ayrılık korkusu” duyarlar. Bu korku, çocuk ve bağlandığı kişi ile arasındaki fiziksel ve duygusal ilişkiyi düzenler. Çocuk ve ona bakan kişi arasındaki uzaklık arttığında biri (anne veya çocuk) mesafeyi azaltmaya yönelir. Bağlanma çocuğa “güven” duygusunu yaşattığı için annesi onun için güvenilir bir üstür.Çevreyi keşfetmek için bağlanma kurduğu kişiden zaman zaman uzaklaşır. Ancak, bu süreçde teması bazen yenilemek ister ve güvenilir bir üs olan o kişiye geri döner. Daha sonra gene keşfine devam eder.
-
(18-24 ay ve sonrası) Çocuk hareketlendiğinde ve annesinden uzak uzun süreler geçirmeye başladığında bağlanma ilişkisini sağlamak ikisinin görevidir. Ya anne, ya da çocuk teması yenilemek için harekete geçer. Bu evre birkaç yıl sürer.
Bu alanda Mary Ainsworth’un çalışmaları, Bowlby’ nin ‘Bağlanma Teorisi’ nden etkilenmiştir. Kendisi, Afrika ve Amerika’da anne ve çocuk ikilileri üzerinde yaptığı araştırmalarda üç farklı bağlanma tipi ayırt etmiştir:
Güvenli Tip:
Anne genelde sıcak ve tutarlı davranır, bebeğin gösterdiği ihtiyaçlarına yönelik uyarıları (ağlamak, beden dili vb.) hemen farkında olur. Bu tip bağlanmalarda bebekler aktiftirler. Bu çocuklar her durumda açık bir şekilde bağlanma gerçekleştirmektedirler. Annelerinin varlığıyla belirgin bir şekilde huzur buldukları ve yokluğunda sıkıntı yaşadıkları gözlemlenmiştir. Anneleri tarafından yalnız bırakıldıklarında doğal olarak kısmen huzursuz olmakta ancak panik yaşamadan anneleri ile yakınlık ve temas aramaktadırlar. Tekrar bir araya geldiklerinde kolayca sakinleşmekte ve çevreyi keşfetmeye devam etmektedirler. Okul öncesi dönemde sosyal ve uyumlu çocuklar olarak nitelendirilirler.
Kaçınan Tip:
Bu bağlanma tipinde, bebekte bağlanmama ve anneden kaçınma davranışları görülür. Anne nadiren bebeğin duygularına tepki verir ve genelde onun duygularını görmezlikten gelir. Bu tipte annenin davranışları reddedici, öfkeli ve temastan kaçınan niteliktedir. Anne, bebeğin kendisine bağlanmasından rahatsızlık duyabilir ve onun bağımsız olmasını teşvik eder. Bu tip bağlanma geliştirmiş çocukların anneleri ayrılıktan sonra geri dönünce onları coşkulu bir şekilde karşılamadıkları, annelerinden kaçtıkları ve göz ardı etttikleri, kucaktan hoşlanmadıkları görülse de kucaktan indirildiklerinde tepki gösterdikleri, anneleri odadayken de onunla ilişki kurmadan tek başına oynadıkları gözlenmiştir. Bu çocuklar okul öncesi dönemde kızgın, savunmacı ve diğer çocuklardan uzak çocuklar olarak tanımlanırlar.
Kaygılı-Kararsız Tip:
Anne belirsiz ve tutarsız davranır. Bu tip bağlanma geliştirmiş çocukların annelerine davranışları gergindir. Anneler bebeğin sinyallerini yanlış değerlendirir ve bebek sık ağlar. Annelerine yakın dururlar buna rağmen korku duymaya devam ederler. Anneleri odadayken annelerinin yakınlığını ararlar ama aynı zamanda kızgın oldukları ve annelerini istemediklerine dair hareketlerde bulundukları, hatta annelerine vurarak ittikleri gözlemlenmiştir. Bu kategorideki bazı çocukların da aşırı pasif oldukları gözlemlenmiştir. Okul öncesi dönemde annesine bağlı ve ondan kopamayan çocuklar olarak tanımlanırlar.
Bağlanma durumlarını yaratan tek bir sebep yoktur; ailenin davranışları, çocuğun özellikleri, aile ve kültür etkili olur.
-
Ailelerin Davranışları: Araştırmacılar değişik bağlanma tiplerinin, annelerin bebeklerinin ihtiyaçlarına gösterdikleri duyarlıklarının bir sonucu olduğunu savunmuşlardır. Ağlamalarına hemen cevap verilen 3 aylık bebeklerin, 12 aylıkken “güvenli bağlanma” kategorisine girdikleri gözlenmiştir (Ainsworth ve Bell, 1967). Tersi aile tutumlarında ise bebekler güvenli olmayan bir bağlanma göstermektedir. Çoğu araştırmalar buna benzer temel sonuçlar bulmuştur.
-
Çocuğun Özellikleri: Gözlemler güvenli bağlanma için “sorumlu” anne- babalara ihtiyaç duyulmasının yanında, ailelerin de bu bakımı gerçekleştirebilmeleri için “karşılık veren” bebeklere ihtiyaçları olduğunu bulmuştur. Bağlanma karşılıklı bir ilişkidir. Bir tarafın vermesi için onun da karşıdan alması gerekir. Araştırmalar, anneleri ile sosyal ilişki kurmak yerine daha uzun süre nesneler ile oynayan çocukların, ileride güvenli olmayan bağlanma gösterdiklerini bulmuştur (Lewis&Feiring,1989).
-
Aile Etkileri: Aileler üzerinde stres yaratan pek çok faktör, bebeklerin bağlanma tipleri üzerinde etkilidir. En önemli faktörlerden biri düşük ekonomik seviyedir. Fakirlik düzeyinde yaşayan çocuklar, yüksek ekonomik seviyede yaşayanlara oranla daha az güvenli bağlanma göstermektedirler (Shaw, 1994). Bir diğer faktör evlilik anlaşmazlıklarıdır. Evliliklerinde sorun yaşayanların, güvenli bağlanamayan çocukları olma olasılıkları daha yüksektir (Belsky&İsabella,1988). Stresli durumlar anne babada hassasiyet yaratmaktadır, bu da güvenli bağlanma olasılığını azaltmaktadır. Kızgın ve şiddet içeren ilişkiler belirsiz davranışları beraberinde getirmekte, aileler çocukları için tutarlı, güvenli bir kaynak olarak görülmemektedir.
-
Kültürel etkiler: İçinde yaşanılan toplum önemlidir. Bazen toplum bağlanma tipini belirlemede önemli bir rol oynar. Örneğin, İsrail’ de kibutzlarda yaşayan aileler, çocuklarını gün içinde görmelerine rağmen onlara bakan kendi anne veya babaları değildir. 11-14 aylıkken ortak büyütülen bu çocuklar, aileleri veya onlara bakan kişiler ile yabancı bir ortama sokulduklarında çoğu üzüntü, yarısı korku/ direnç ve sadece %37 si güvenli bağlanma sergilemişlerdir(Sagi, 1985).
Bir başka örnek; Kuzey Almanya’da az sayıda çocuğun güvenli bağlanma gerçekleştirdikleri görülmüştür. Bir çalışmada araştırmacılar, 1 yaşındaki çocukların % 49’u kaygılı/kaçınan bağlanma oluşturmuşlar, sadece % 33’ü güvenli bağlanmıştır (Grossmann ve ark., 1985). Kuzey Almanya aileleri ayrıntılı incelendiğinde, bu ailelerin çocuklarına karşı duyarsız olmadıkları görülmüştür. Bu ebeveynler kişilerarası mesafeyi geniş tutmayı gerektiren bir kültürel değere sahip çıkmaktadırlar. Kültürel inanışlarına göre çocuklar kendi başlarına hareket edebilir hale geldiklerinden itibaren ten temasından uzak tutulmalıdırlar. Araştırmacılar kuzey Almanya’lı anneler arasında ideal çocuğun “bağımsız, yapışmayan, ebeveynlerinden istekleri olmayan ve sorgulamadan annelerin talimatlarına uyan” çocuk olduğunu öne sürmüşlerdir. |